|
herhese selam olsun iyi akşamlar
Sept. 25
|
|
|
mustafawrote:
Sabredin Kardeşlerim sabredin nede olsa kışın sonu bahardır Sabredin Şahadete az kaldı Buda gelir buda geçer ağlama Yürekleri dağlama Allah`a dayan, sa`ye sarıl, hikmete râm ol!`Yol varsa budur başka bilmem çıkar yol İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda hep susamak. Sorsalar,tanımam bilmem kendini Taş Yeşermez geçmiş olsada nevbahar Toprak olda bak nasıl güller açar Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter Toprak ol üstünde hoş güller biter Bildiğim,bir güzel Allah dostuna hasretti Gönlünün muradı yıktı bendini Kapılıp gittiği SEL’e hasretti. Sevgiyi yıllarca aradı belki Gönülleri bir bir taradı belki Buldu,huzurunda eridi belki Bulduğu o nurlu YOL’a hasretti. Doğdun ve büyüdün,geçti mi yıllar? Acıyı tatlıyı seçti mi yıllar? Hizmetle çiçekler açtı mı yıllar? Vuslata erdiği bu YIL’a hasretti. Hasretti yıllarca güzel olana Hasretti gönülden dil’e dolana Hasretti yürekten seslenip ona Kulağında çınlayan Allah dostuna hasretti. Sevgisiz yaşamak ne zorlu çile Yaşamıyor onsuz çiçekler bile Gülistan kokusuz sessiz bülbüle Sözlükte olmayan DİL’e hasretti. Görmek ve bilmek ,işte dört hece Doğruyu yaşamak gündüz ve gece Teslimiyet denilen zorlu bilmece Edep çizgisinde KUL’a hasretti. Hayallerin mi vardı genç kızlığın da? Bir sevda masalı yalnızlığında Kavrulmak bir terim aşk sözlüğünde Yanıp tutuştuğu KÜL’e hasretti. Kurumuş toprakta bir küçük fidan Kavrulup gitmek ihtimal her an Sevgi damlasını verdi BAHÇİVAN Yeşerip açtığı DAL’a hasretti. Önünde açıldı bir hizmet yolu Gönlüne serildi sevginin tülü Vızılda dediler,peteğin dolu Damağına sürülen BAL’a hasretti. Dediler,zulmeti aşkıyle söndür Yüzleri nefretten sevgiye döndür Biçareyi bu son kervana bindir Muradı köprülük,SAL’a hasretti. Bir yer vardı hep dosdoğru gidilen İkramında helal lokma tadılan HAKKA boyun büküp tövbe edilen Uzanıp tuttuğu EL’e hasretti. Bildi ki bu yol kutlu bir yoldu Hizmetin tadı kalbine doldu Sadakat adıyle bilinir oldu Hizmetle son bulan ROL’e hasretti O’nun sevgisiyle yaşayan,yaşamış ve sonsuza kadar yaşayacak olan bütün kalplere.. Sevgisi denizlere sığmadı Dostlar şahidimiz... Kim demiş Yahudi’nin bükülmez hiç bileği Gün gelir isyan kokan bilekler de bükülür Sonunda kabul olur mazlumların dileği Ve Kudüs yollarına papatyalar dökülür Yahudi kahrolacak budur ilahi yasa Şeref ve namus için imzalandı bu akit Ey benim kara sevdam gözyaşını artık sil Daha çok direnmenin vaktidir gelen vakit Şimdi ağlamanın ve susmanın vakti değil İşte haykırıyorum üstüne basa basa Filistin başımızın üzerinde nur gibi Haysiyettir, şereftir, memlekettir, vatandır Sanki günde beş vakit karşımda durur gibi Elleri ellerimde sevdayı anlatandır Dilerim yüreğinden eksilmesin hiç tasa Şahadet türküleri hep bir ağızdan derken Üfürür tatlı tatlı sonsuz alemin yeli Bugün olmazsa yarın ve belki daha erken Elbet ödetilecek ihanetin bedeli Yenildi bir hevesle, hırsa ve ihtirasa Set tarsın sen, setr eyle, rüsva etme âleme Mecalsiz bedenimi sürükleme aleme Hâlimi arz etmeye yetmez hiçbir kelime Hakikat atlasını önüme ser ya Rabbi!... Amacım insana hizmet değilse Neden efkârıma dost arıyayım? Benimki sadece aşka meyilse Neden efkârıma dost arıyayım? Hoyratça soldursam açan gülümü Hissederim içten gelen ölümü Çöle ulamışsam kendi çölümü Neden efkârıma dost arıyayım? Sulu sepkenlere dönse gözyaşım Zirveden inmese belalı başım Zamanla yarışıp yükselse yaşım Neden efkârıma dost arıyayım? Meğerki kaybetsem yaren yoldaşı Neme gerek artık gönül sırdaşı Netice bağrıma basmaksa taşı Neden efkârıma dost arıyayım? Yüce Rahman adıyla sana verdim selam Gel dostum oturalım edelim iki kelam Paylaşalım acımızı dinleyelim meram Can dostluk kolayına kazanılırmı Sızlayan yüreği dost gibi saran olmaz Her aradığında dost gibi can bulunmaz Yaralıyım yanmışım sesimi duyan olmaz Can dostluk kolayınan kazanılırmı Derdim çok dostum beni dinlermisin Bir acı kahveni benden esirgermisin Dost kapını çalsam misafir edermisin Can dostluk kolayına kazanılırmı Aşık alır sazı görmese de eline Söz söyler yürek düşer ateşe Kim bakar o zaman güzele çirkine Dost dost diye diye vurur sazın teline. Seherde doğarsın güneşle birlikte Azık diye koyarsın sevgiyi heybene Gönül saray olur çatı olmasın üzerinde Dost dost diye diye vurur sazın teline... Kime kalmış koca dünya sana da kalmaz Karun olsan da kapılar parayla açılmaz Mevlam yol vermezse dağlar aşılmaz Dost dost diye diye vurur sazın teline. Anladım ey dost anladım artık Bendeki bu sıkıntılar maddi değil Anladım ey dost anladım artık Bende ki bu açlık manevi Bendeki dertler dermansız değil Bendeki yaralar merhemsiz değil Ve bendeki dost dostsuz değil Anladım ey dost Anladım artık Felek yerden yere, vurdu bir kere Sinmeyip de, ya dost, garip neylesin? Döktüğü göz yaşı, oldu bir dere Dinmeyip de, ya dost, garip neylesin? Gönlüm ne yardadır ne serde Hak bildiğim gönül verdiğim yerde Duacıyım gönül dostlarıma vakti seherde Dost meclisine girmeye geldim Gönül ne çayhane ister ne kahvehane Gönül sohbet ister kahve ise bahane Dost meclisinde dökülür sözler dane dane Dost meclisinden dem almaya geldim Dost meclisinin havası bile başka Sohbetler kaynatılır gönül gelir aska Gönül dostlarının sohbetleri bile bambaşka Dost meclisinde pişmeye geldim Ağlaya ağlıyı durma karşımda Dost beni gönder de var andan ağla Kirpikleri top top etmiş kaşında Dost bizi gönder de var andan ağla Dostun zülüfleri bölük bölüktür Menim ciğerciğim delik deliktir Muhabbetin sonu tez ayrılıktır Dost beni gönder de var andan ağla Günler hep güzeldir, Cuma en güzel. Gönül dergahın da, ağlayınca dost. Öyle bir vakit ki, mümine özel. Gönül dergahın da, ağlayınca dost. O gün o saatte, son bulur acı. Cümlesi dertlerin, olur ilacı. Yeter ki olmasın, kalp kırıcı. Gönül dergahın da, ağlayınca dost. Gülistan gülleri, dosta feda dır. Dostun dergahında, hoş bir seda dır. Cuma bereketi, dost Kuran’da dır Gönül dergahın da, ağlayınca dost.. Gönülden gönüle geçen her söze Bir başka oluyor dost muhabbeti Dostla huzur bulur bu can yüz yüze Bir başka oluyor dost muhabbeti Haliyle diliyle dostun yanında En ufak mimiği anlar anında Her zaman dostunun hüsnü zanında Bir başka oluyor dost muhabbeti Arayıp da sorar görmezse onu Bulmazsa zor gelir o günün sonu Konuşurken hoştur sesinin tonu Bir başka oluyor dost muhabbeti Kolay anlaşırlar kafaları bir Bir birine uykun sefaları bir Başına hal gelse çefaları bir Bir başka oluyor dost muhabbeti Ne aran yabancı gönül bağımda Her gelen mihmana gülüm yok benim Yanmış yüreğine sular serpecek Çağlayanlar tutmuş gölüm yok benim Bakmadı gözlerim yadı yabana Altını akçeyi katma çabana Benim için yakma yazık abana Kutnu kumaş dokur elim yok benim Yarimden başkası süslemez düşüm Ondan gayrısına açılmaz döşüm Şükürler Allah'a eğmedim başım Töreleri çiğner yolum yok benim Dokunmaz ŞAHİNİ mahrem harama İnanmazsan getir tuz bas yarama Taşlar dile gelir bende arama İhanete aşna dilim yok benim Yedi iklim yedi devlet dolaştım Yer üstünde yer altında çalıştım Her cefaya her eleme alıştım Alışılmaz, dayanılmaz bu hasret Gönlüm yara bağrım hicran doludur Bu hasretim yerden gökten uludur Ben ölmedim umutlarım ölüdür Alışılmaz, dayanılmaz bu hasret Bilmeyenler anlayamaz derdimi Gölge olur olmaz bana yardımı Hasret ile sayıkladım yurdumu Alışılmaz, dayanılmaz bu hasret Zülf-ü kâküllerin amber misali Buy-u erguvan dan güzelsin güzel Kızarmış gonca gül gibi yüzlerin Şah-ı gülistan dan güzelsin güzel Yüzünde yeşil ben aşikar olmuş Çekilmiş kaşların zülfikâr olmuş Gözlerin aleme hükümdar olmuş Mihr-i süleyman dan güzelsin güzel Kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet Hatmolmuş kadrinle tûbayı hikmet Cemalin seyreden istemez cennet Sen huri gılman dan güzelsin güzel Gözlerin velfecri benzer imrân 'e Kardeşlerim sıkıntılar çoğalıyor insanlar nefsine yöneliyor kıyametin alameti gibi artık kimse kimseyi görmüyor herkes kendi derdine düşmüş maddeten göçürdüler ama maneviyatınızdan göçük vermeyin Kaybettiklerimizi maneviyatla kazanırız Mustafa BALCI Yazar 0541 722 8110 -0534 943 8110
Sept. 25
|