döndü's notes (2) 

Please wait...
Sorry, the note you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't post your note right now. Please try again later.
To post a note you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off notes.
Sorry, we can't delete your note right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of notes that can be posted in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to post notes disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish posting your note.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To post a note, sign in with your Windows Live ID (it's your Hotmail, Messenger, or MSN account). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

herhese selam olsun iyi akşamlar
Sept. 25
mustafawrote:
Sabredin Kardeşlerim sabredin nede olsa kışın sonu bahardır Sabredin Şahadete az kaldı Buda gelir buda geçer ağlama Yürekleri dağlama Allah`a dayan, sa`ye sarıl, hikmete râm ol!`Yol varsa budur başka bilmem çıkar yol İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda hep susamak.
Sorsalar,tanımam bilmem kendini
Taş Yeşermez geçmiş olsada nevbahar
Toprak olda bak nasıl güller açar
Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter
Toprak ol üstünde hoş güller biter
Bildiğim,bir güzel Allah dostuna hasretti
Gönlünün muradı yıktı bendini
Kapılıp gittiği SEL’e hasretti.
Sevgiyi yıllarca aradı belki
Gönülleri bir bir taradı belki
Buldu,huzurunda eridi belki
Bulduğu o nurlu YOL’a hasretti.
Doğdun ve büyüdün,geçti mi yıllar?
Acıyı tatlıyı seçti mi yıllar?
Hizmetle çiçekler açtı mı yıllar?
Vuslata erdiği bu YIL’a hasretti.
Hasretti yıllarca güzel olana
Hasretti gönülden dil’e dolana
Hasretti yürekten seslenip ona
Kulağında çınlayan Allah dostuna hasretti.
Sevgisiz yaşamak ne zorlu çile
Yaşamıyor onsuz çiçekler bile
Gülistan kokusuz sessiz bülbüle
Sözlükte olmayan DİL’e hasretti.
Görmek ve bilmek ,işte dört hece
Doğruyu yaşamak gündüz ve gece
Teslimiyet denilen zorlu bilmece
Edep çizgisinde KUL’a hasretti.
Hayallerin mi vardı genç kızlığın da?
Bir sevda masalı yalnızlığında
Kavrulmak bir terim aşk sözlüğünde
Yanıp tutuştuğu KÜL’e hasretti.
Kurumuş toprakta bir küçük fidan
Kavrulup gitmek ihtimal her an
Sevgi damlasını verdi BAHÇİVAN
Yeşerip açtığı DAL’a hasretti.
Önünde açıldı bir hizmet yolu
Gönlüne serildi sevginin tülü
Vızılda dediler,peteğin dolu
Damağına sürülen BAL’a hasretti.
Dediler,zulmeti aşkıyle söndür
Yüzleri nefretten sevgiye döndür
Biçareyi bu son kervana bindir
Muradı köprülük,SAL’a hasretti.
Bir yer vardı hep dosdoğru gidilen
İkramında helal lokma tadılan
HAKKA boyun büküp tövbe edilen
Uzanıp tuttuğu EL’e hasretti.
Bildi ki bu yol kutlu bir yoldu
Hizmetin tadı kalbine doldu
Sadakat adıyle bilinir oldu
Hizmetle son bulan ROL’e hasretti
O’nun sevgisiyle yaşayan,yaşamış ve
sonsuza kadar yaşayacak olan bütün kalplere..
Sevgisi denizlere sığmadı Dostlar şahidimiz...
Kim demiş Yahudi’nin bükülmez hiç bileği
Gün gelir isyan kokan bilekler de bükülür
Sonunda kabul olur mazlumların dileği
Ve Kudüs yollarına papatyalar dökülür
Yahudi kahrolacak budur ilahi yasa
Şeref ve namus için imzalandı bu akit
Ey benim kara sevdam gözyaşını artık sil
Daha çok direnmenin vaktidir gelen vakit
Şimdi ağlamanın ve susmanın vakti değil
İşte haykırıyorum üstüne basa basa
Filistin başımızın üzerinde nur gibi
Haysiyettir, şereftir, memlekettir, vatandır
Sanki günde beş vakit karşımda durur gibi
Elleri ellerimde sevdayı anlatandır
Dilerim yüreğinden eksilmesin hiç tasa
Şahadet türküleri hep bir ağızdan derken
Üfürür tatlı tatlı sonsuz alemin yeli
Bugün olmazsa yarın ve belki daha erken
Elbet ödetilecek ihanetin bedeli
Yenildi bir hevesle, hırsa ve ihtirasa
Set tarsın sen, setr eyle, rüsva etme âleme
Mecalsiz bedenimi sürükleme aleme
Hâlimi arz etmeye yetmez hiçbir kelime
Hakikat atlasını önüme ser ya Rabbi!...
Amacım insana hizmet değilse
Neden efkârıma dost arıyayım?
Benimki sadece aşka meyilse
Neden efkârıma dost arıyayım?
Hoyratça soldursam açan gülümü
Hissederim içten gelen ölümü
Çöle ulamışsam kendi çölümü
Neden efkârıma dost arıyayım?
Sulu sepkenlere dönse gözyaşım
Zirveden inmese belalı başım
Zamanla yarışıp yükselse yaşım
Neden efkârıma dost arıyayım?
Meğerki kaybetsem yaren yoldaşı
Neme gerek artık gönül sırdaşı
Netice bağrıma basmaksa taşı
Neden efkârıma dost arıyayım?
Yüce Rahman adıyla sana verdim selam
Gel dostum oturalım edelim iki kelam
Paylaşalım acımızı dinleyelim meram
Can dostluk kolayına kazanılırmı
Sızlayan yüreği dost gibi saran olmaz
Her aradığında dost gibi can bulunmaz
Yaralıyım yanmışım sesimi duyan olmaz
Can dostluk kolayınan kazanılırmı
Derdim çok dostum beni dinlermisin
Bir acı kahveni benden esirgermisin
Dost kapını çalsam misafir edermisin
Can dostluk kolayına kazanılırmı
Aşık alır sazı görmese de eline
Söz söyler yürek düşer ateşe
Kim bakar o zaman güzele çirkine
Dost dost diye diye vurur sazın teline.
Seherde doğarsın güneşle birlikte
Azık diye koyarsın sevgiyi heybene
Gönül saray olur çatı olmasın üzerinde
Dost dost diye diye vurur sazın teline...
Kime kalmış koca dünya sana da kalmaz
Karun olsan da kapılar parayla açılmaz
Mevlam yol vermezse dağlar aşılmaz
Dost dost diye diye vurur sazın teline.
Anladım ey dost anladım artık
Bendeki bu sıkıntılar maddi değil
Anladım ey dost anladım artık
Bende ki bu açlık manevi
Bendeki dertler dermansız değil
Bendeki yaralar merhemsiz değil
Ve bendeki dost dostsuz değil
Anladım ey dost Anladım artık
Felek yerden yere, vurdu bir kere
Sinmeyip de, ya dost, garip neylesin?
Döktüğü göz yaşı, oldu bir dere
Dinmeyip de, ya dost, garip neylesin?
Gönlüm ne yardadır ne serde
Hak bildiğim gönül verdiğim yerde
Duacıyım gönül dostlarıma vakti seherde
Dost meclisine girmeye geldim
Gönül ne çayhane ister ne kahvehane
Gönül sohbet ister kahve ise bahane
Dost meclisinde dökülür sözler dane dane
Dost meclisinden dem almaya geldim
Dost meclisinin havası bile başka
Sohbetler kaynatılır gönül gelir aska
Gönül dostlarının sohbetleri bile bambaşka
Dost meclisinde pişmeye geldim
Ağlaya ağlıyı durma karşımda
Dost beni gönder de var andan ağla
Kirpikleri top top etmiş kaşında
Dost bizi gönder de var andan ağla
Dostun zülüfleri bölük bölüktür
Menim ciğerciğim delik deliktir
Muhabbetin sonu tez ayrılıktır
Dost beni gönder de var andan ağla
Günler hep güzeldir, Cuma en güzel.
Gönül dergahın da, ağlayınca dost.
Öyle bir vakit ki, mümine özel.
Gönül dergahın da, ağlayınca dost.
O gün o saatte, son bulur acı.
Cümlesi dertlerin, olur ilacı.
Yeter ki olmasın, kalp kırıcı.
Gönül dergahın da, ağlayınca dost.
Gülistan gülleri, dosta feda dır.
Dostun dergahında, hoş bir seda dır.
Cuma bereketi, dost Kuran’da dır
Gönül dergahın da, ağlayınca dost..
Gönülden gönüle geçen her söze
Bir başka oluyor dost muhabbeti
Dostla huzur bulur bu can yüz yüze
Bir başka oluyor dost muhabbeti
Haliyle diliyle dostun yanında
En ufak mimiği anlar anında
Her zaman dostunun hüsnü zanında
Bir başka oluyor dost muhabbeti
Arayıp da sorar görmezse onu
Bulmazsa zor gelir o günün sonu
Konuşurken hoştur sesinin tonu
Bir başka oluyor dost muhabbeti
Kolay anlaşırlar kafaları bir
Bir birine uykun sefaları bir
Başına hal gelse çefaları bir
Bir başka oluyor dost muhabbeti
Ne aran yabancı gönül bağımda
Her gelen mihmana gülüm yok benim
Yanmış yüreğine sular serpecek
Çağlayanlar tutmuş gölüm yok benim
Bakmadı gözlerim yadı yabana
Altını akçeyi katma çabana
Benim için yakma yazık abana
Kutnu kumaş dokur elim yok benim
Yarimden başkası süslemez düşüm
Ondan gayrısına açılmaz döşüm
Şükürler Allah'a eğmedim başım
Töreleri çiğner yolum yok benim
Dokunmaz ŞAHİNİ mahrem harama
İnanmazsan getir tuz bas yarama
Taşlar dile gelir bende arama
İhanete aşna dilim yok benim
Yedi iklim yedi devlet dolaştım
Yer üstünde yer altında çalıştım
Her cefaya her eleme alıştım
Alışılmaz, dayanılmaz bu hasret
Gönlüm yara bağrım hicran doludur
Bu hasretim yerden gökten uludur
Ben ölmedim umutlarım ölüdür
Alışılmaz, dayanılmaz bu hasret
Bilmeyenler anlayamaz derdimi
Gölge olur olmaz bana yardımı
Hasret ile sayıkladım yurdumu
Alışılmaz, dayanılmaz bu hasret
Zülf-ü kâküllerin amber misali
Buy-u erguvan dan güzelsin güzel
Kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
Şah-ı gülistan dan güzelsin güzel
Yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
Çekilmiş kaşların zülfikâr olmuş
Gözlerin aleme hükümdar olmuş
Mihr-i süleyman dan güzelsin güzel
Kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
Hatmolmuş kadrinle tûbayı hikmet
Cemalin seyreden istemez cennet
Sen huri gılman dan güzelsin güzel
Gözlerin velfecri benzer imrân 'e
Kardeşlerim sıkıntılar çoğalıyor insanlar nefsine yöneliyor kıyametin alameti gibi artık kimse kimseyi görmüyor herkes kendi derdine düşmüş maddeten göçürdüler ama maneviyatınızdan göçük vermeyin
Kaybettiklerimizi maneviyatla kazanırız Mustafa BALCI Yazar 0541 722 8110 -0534 943 8110
Sept. 25